Bir Kalem, Bir Hayat ve Bitmeyen Yas: Öğretmen Kimin Kurbanı?
Dün yine sustuk. Dün yine bir sınıfın ışığı söndü, bir tahtanın önü boş kaldı. Bir öğretmen, daha güzel bir gelecek kursun diye eline kalem verdiği öğrencisi tarafından hayattan koparıldı. Bir diğeri ise ağır yaralı, yaşam savaşı veriyor. Peki, biz ne ara “eti senin kemiği benim” diyerek teslim ettiğimiz o kutsal emanetlerin, öğretmeninin canına kastettiği bir karanlığa gömüldük?
Öğretmenlik, sadece maaş karşılığı yapılan bir mesai değildir. Bir çocuğun zihnindeki düğümü çözmek, bir gencin yolunu aydınlatmak için ömür törpülemektir. Ama gelinen noktada görüyoruz ki; öğretmenlerimiz artık sınıfa girerken cebinde tebeşir değil, can korkusu taşıyor. Bir harf öğretmenin bedeli, bir canla ödeniyor.
Kutsallıktan “Hedef” Haline Gelişe
Yıllardır öğretmenlik mesleğinin itibarı, sistemli bir şekilde aşındırıldı. “Öğretmen de ne yapıyor ki?” cümlesiyle başlayan o zehirli dil, bugün sınıflarda şiddet olarak karşımıza çıkıyor. Velinin baskısı, öğrencinin sınırsız özgürlük sanrısı ve toplumun öğretmeni “hizmetli” gibi gören sığ bakış açısı birleşince; ortaya çıkan tablo bu kanlı sahneler oluyor.
Bir çocuk, kendisine yol göstermeye çalışan, hatalarını düzeltmek için çabalayan öğretmenine nasıl saldırabilir? Bu sadece o çocuğun öfkesi değil; disiplini “baskı”, otoriteyi “düşmanlık” olarak gören, hiçbir kural tanımayan bir anlayışın ayak sesleridir.
Kim Kimi Koruyacak?
Biz çocukları hayata hazırlasın diye öğretmenlere emanet ediyoruz ama öğretmeni kimden koruyoruz? Kendi öğrencisinden mi? Eğer bir öğretmen, öğrencisinin geleceği için endişelenirken kendi can güvenliğinden şüphe ediyorsa, orada eğitimden söz edilemez. Orada sadece bir “hayatta kalma savaşı” vardır.
Dün ölen sadece bir öğretmen değildi; bu ülkenin yarınlarına olan inancıydı. Bir öğretmenin kanı o sınıfın zeminine damladığında, aslında tüm toplumun geleceği kirlendi.
Artık Kelimeler Yetmiyor: Fatma Nur Çelik ve Diğerleri…
Her olaydan sonra “kınıyoruz” demek, taziye mesajları yayınlamak gideni geri getirmiyor. Öğretmene karşı şiddet en ağır yaptırımlarla cezalandırılmadığı; öğretmenin itibarı o sınıfa geri dönmediği sürece bu yas bitmeyecek.
Bu acı vesileyle; öğrencisi tarafından hayattan koparılan Fatma Nur Çelik öğretmenimize ve bugüne kadar benzer menfur saldırılarda hayatını kaybeden tüm eğitim şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz. Onlar, bir nesli kurtarmaya çalışırken kendi hayatlarından vazgeçen kahramanlardır. Saldırıda yaralanan öğretmenimize ise acil şifalar diliyor, bir an önce sağlığına ve öğrencilerine kavuşmasını temenni ediyoruz.
Öğretmen, hayata yön veren eldir; o el kırılırsa, toplumun istikameti de bozulur. Kendi hayatını öğrencisine adayanların, öğrencisi tarafından hayattan koparıldığı bir düzende, geriye kalan tek şey derin bir utançtır.
Bugün tahtada tek bir cümle yazılı: Öğretmen ölürse, gelecek de ölür.
Haydar Akbaba
Eğitimci – Tire Doğa Koleji Kurucusu
